Balkan harbinden sonra başlayan Rumeli ve Batı Trakya‘da yaşayan Türk’lerin kendilerine yapılan saldırılara karşı korunmak amacıyla direniş ve müdafaa amaçlı münferit Komitacılık faaliyetleri Fuat BALKAN’ın liderliği altında 1919 senesi 5 Haziranından itibaren teşkilatlanarak 1923 senesi 20 Temmuz tarihine kadar 4 sene 45 gün devam etmiştir.
Bilindiği üzere birinci dünya savaşından yenik çıkan Osmanlı Devletinin imzaladığı Sevr barış anlaşmasına dayanarak Yunanlılar 15 Mayıs 1919 da İzmir’e asker çıkararak Anadolu içlerine doğru yürümeye başlamışlardır.
Paris barış konferansı “Yunan işleri Komisyonu” 1 Mart 1919’da Batı ve Doğu Trakya’yı Yunanistan’a vermiş, karar 10 gün sonra 11 Mart 1919’da “Yüksek Konsey” tarafından durdurulmuş, ancak 7 aylık bir beklemeden sonra, 17 Ekim 1919’da IX.ncu Yunan Tümen Komutanı general Leonardopulos İskeçe’yi resmen işgal etmiştir. 18 Ekim 1919’da Bulgarlar, “Nöyi” antlaşması gereği B.Trakya’nın 6 Kazasını tahliye ederek Yunanlılara bırakmışlardır.
19 Mayıs 1919 da Mustafa Kemalin Samsun’a çıkmasından sonra başlayan Kurtuluş savaşı 9 Eylül 1922’de Yunanlıların İzmir’den denize dökülmesiyle sonuçlamıştır. Ancak Kurtuluş savaşı Anadolu’da verilmiştir. Anadolu’da Kurtuluş savaşı devam ederken Rumeli ve Batı Trakya’da neler olmuşturda Yunan ordusu Trakyada ilerliyerek İstanbul’a kadar gelememiştir. “Yunan Megalo Idea”sının esası İstanbul’u ele geçirmek değilmidir? Bunun için muhakkak ki birçok siyasi sebepler söylenebilir ama her zaman Yunan’lıların yanında olan galip devletlerin yöneticileri kendilerinin ilelebet İstanbul’da kalamıyacaklarını ve menfaat çatışmaları nedeniyle hiçbirisinin tek başına buraya sahib olmasına diğerlerinin müsaade etmeyeceğini hesap etmiyorlar mı idi. Eğer Mustafa Kemal kurtuluş savaşından galip çıkmasaydı, İstanbul Osmanlı padişah’ına mı bırakılcaktı?
Anadolu’da devam eden savaş sırasında Yunan ordusunun ilerlemesini engelleyen en büyük sebeplerden belkide en büyüğünün Batı Trakyadaki Komitacılık faaliyetleri olduğu aşikardır. Çünkü bu ilerlemeyi engelliyecek ne Osmanlının askeri ve siyasi gücü vardı, nede galip devletlerin Yunanlılara bu yönde bir baskısı.
Fazla tarihi detaya girmeden Batı Trakyadaki Türk Komitacılık faaliyetlerinin ne anlama geldiğini Erkan-ı Harbiye-i Umumiyenin (Genel Kurmay Başkanlığı) harekat şubesinde çalışan Saffet ARIKAN’ın Fuat Balkan’a söylediği şu sözler çok güzel izah etmektedir.
“ Bana bir tek Yunan neferinin saf dışı kılınmasının günde asgari yüz fişeği yaktığı hesap edilse ve isabetin de yüzde bir olduğunu kabul etsek , her günkü zayiatımız harbin devamı müddetince günde bir nefer olacaktır. Senden Türk ordusunu beklediği vazifenin esası . Avrupa toprağındaki Yunan ordusunun olduğu yerde tesbit etmektir. Allah bu vazifende muvaffak kılsın (*)