MÜBADİL AİLE HİKAYELERİ: Necdet AKAR'ın Aile Hikayesi


Vaktiyle bizim topraklarımız olan (ki, Osmanlı toprakları) Selanik ve çevresine gidişimiz Konya'dan olmuştur. Atalarımız hep bizlere Konya'dan giderek Rumeli'ye yerleştiğimizi söylemişlerdir.
 
Annemin babası Arif YONAR, geçmişte yaptığı konuşmalarında "Biz Selçuktan geldik, bize Selçuklu derler; Engürü tarafında Konya var, bir Engürü'ye gitsem, Oradan da Konya'ya geçsem, Konya'da yatan Atalarıma bir dua okusam" dermiş... Ve yine dedem sözlerine devamla, Annem tarafından Seyit Ali amcamızın eşi Ramize yengemiz ile evlenmesi üzerine, yengemizin köylüleri "Kızımız Selçuğa gelin gitti. (Selçuklu soyuna) Selçuklu soyu köklü ve asil bir soy olarak bilinir." derler ve her zaman konuşurlarmış. Dedem bu hususu devamlı anlatırmış.
30 Ocak 1923 tarihli, Türkiye ve Yunanistan arasında imzalanan "Türk-Yunan Nüfus Mübadelesine ilişkin Sözleşme ve Protokol" hükümlerine istinaden 1924 yılında yapılan MÜBADELE gereği, ailemin birinci kuşak mübadilleri olarak Dedem Süleyman AKAR, Nenem Kaime (Fatma) AKAR, Babam İlyas AKAR, Annem Muharebiş (Hanife) AKAR, Amca Niyazi Türkiye'ye gelmişler.
Türkiye'ye gelmek için, Yunanistan'da ki köyümüz Terepişte'den (O günkü idari taksimata göre Selanik Vilayeti'nin Kayalar kazasına 5 km mesafede) hareketle Selanik Limanı'na getirilmişler. Orada vapura bindirilerek İstanbul'a çıkarılmışlar. İstanbul'da birkaç gün karantinada bekletildikten sonra, iskan edilmek üzere, yine vapurla Samsun'a gönderilmişler; hazırlanan misafirhanelere indirilmişler.

Samsun Mübadele ve İskan Komisyonu, Samsun içinde, ailemize yerleşmek üzere bir tepe üzerinde (Tahminen iki ya da üç katlı) büyük bir bina tahsis etmiş. Rahmetli Süleyman AKAR dedem, bina etrafında dolaşıp, keşif için binaya bakınca bir hayli korkmuş. Çünkü, binanın bütün camlarının kırık olduğunu görmüş; kendi kendine yorum yaparak "Ben ömrünce çalışıp para kazansam, bu binanın sadece camlarını taktırmaya gücüm yetmez" demiş.

Ayrıca misafirhanede kaldıkları sürece, deniz kenarındaki sazlık ve bataklıklarda üreyen sivrisineklerden çokça rahatsız olmuşlar, sıtma hastalığına tutulma korkusuna da girmişler. Bir de o zamanlar Samsun ve çevresinde fındık ziraatinin oldukça çok olduğunu görmüşler. Yine Süleyman Dedem ve yanındakiler "Biz maymun muyuz fındık yiyerek mi yaşayacağız?" diyerek olumsuz bir tavır içine girmişler. Tahsis edilen binanın eski oluşu, çevrede çokça sivrisinek bulunması, fındık konusundaki olumsuz konuşmaları dile getirerek ve kendilerinin çiftçi olduklarını belirterek, Samsun Mübadele ve İskan Komisyonu'na müracaatla yerlerinin değiştirilmesini istemişler. Bu istekleri üzerine, komisyon ailemizin yer değişikliğini uygun görerek, Yozgat'a yerleşmek üzere Samsun'dan ayrılışını sağlamıştır.